Bu yazımızda Modernizm ve postmodernizm anlayışında eser veren roman yazarları ve romanlarının özellikleri hakkında bilgiler yer almaktadır. Modernizm ve postmodernizmi esas alan yazarların tamamı verilmemiş belli başlı yazarlar üzerinde durulmuştur. 11. sınıf Türk dili ve edebiyatı dersi roman ünitesine uygun olarak hazırlanmıştır.

MODERNİZMİ ESAS ALAN ESERLER

Modernzim, geleneksel olanı yeni olana tabi kılma tavrı, yerleşik ve alışılmış olanı yeni ortaya çıkana uydurma eğilimi olarak tanımlanabilir.

Yerleşik kurallara ve toplumun bayağılığına isyan söz konusudur.

Geleneksel anlatım ve yapıya karşı çıkılmıştır.

Yaşamın çok boyutlu olduğu, gerçeklerin göründükleri gibi olmadığı savunulmuştur.

Kişilerin bunalımlarına ve toplumla çatışmalarına yer verilmiştir.

İnsanın karmaşık bir varlık olduğu düşüncesi öne çıkarılmıştır.

Bireyin “ben”i öne çıkarılmış, toplumsal değerler ikinci plana atılmıştır.

Varoluşçuluk akımının etkisi görülmüştür.

Alegorik ve şiirsel anlatım önemsenmiştir.

Bilinç akışı tekniği ve postmodern anlatım teknikleri kullanılmıştır.

Oğuz Atay, bu anlayışın Türk edebiyatındaki ilk temsilcisi kabul edilir.

 

POSTMODERNİZM

Postmodernizm, modernizm sonrası anlamındadır.

Modern yaşamı sorgulanır, modern dünyanın karmaşası karşısında ironik bir tavır sergilenir.

Akıl ve mantığın zorlandığı bir imaj dünyası oluşturma amaçlanır

Tek bir konu, tek bir bakış açısından verilmez; çok yönlü, çok kültürlü, değişik bakış açılı romanlar yazılır. (Kar, Benim Adım Kırmızı, Kara Kitap)

Postmodernist romanlarda klasik romanlardaki olay kurgusuna karşı kurgulanmış bir olay yoktur.

Geleneksel romanlardaki dün - bugün - yarın şeklindeki kronolojik zamana karşın "an" anlayışı vardır.

Olay "an"da başlar ve biter. Eserde "an"ın içinde geçmişe ve geleceğe doğru bilinç akışı vardır.

Geleneksel romanlarda bulunan neden - sonuç, baş - son sıralaması yoktur.

Eserler bir sonuca bağlanmaz, okurun eserdeki boşlukları tamamlaması, esere katılması amaçlanır.

Postmodern metinlerde yazar, anlatımın bir kurmaca olduğunu okura hissettirir, genellikle okurla konuşur ve anlatının bir hayal ürünü olduğunu vurgular. (Üstkurmaca)

Üstkurmaca anlatım tekniği kullanılır.

Bütünlük yerine gerek bireyler ve kişilikleri açısından, gerekse olaylar açısından parçalanmışlık öne çıkar. (Benim Adım Kırmızı, Tutunamayanlar)

* Somut gerçeklikle soyut gerçeklik iç içe verilir. (Tutunamayanlar, Kara Kitap)

* Tarihi, edebiyatın malzemesi olarak görüp onu yeniden üretmeye çalışır. (Benim Adım Kırmızı, Kara Kitap)

* Ciddi duruşa karşı alaycı tutumu benimser. Saçma bulunan durumlar alaycı bir üslupla anlatılır.

* Postmodern yazara göre hayat bir oyundur. Yaşamı kurmacaya dönüştüren roman da oyun içinde oyundur.

* Gerçek yaşamda karşılaşılan kişilerle hayal dünyasının kişileri, masal kişileri, çizgi film kahramanları birlikte verilebilir.

* Roman içinde farklı edebi türlerden yararlanılır. (Örneğin Kara Kitapta köşe yazısı (fıkra) biçiminde yazılmış metinler yer alır.)

* Zaman ve mekân geleneksel (klasik) ve modern romandaki kadar belirgin değildir. (Yeni Hayat, Tutunamayanlar)

 

Modernist ve Postmodernist Romanlarda Anlatım Teknikleri

Bilinç Akışı: Kahramanın düşünme eylemini olduğu gibi okuyucuya aktarmayı amaçlayan bir tekniktir. Bilinç akışında karakterin zihninden akıp giden düşüncelerde mantıksal bir bağ yoktur. Daha çok çağrışım ilkesine göre akarlar.

İç Çözümleme: Anlatıcının araya girerek kahramanın duygularını, düşüncelerini okura aktarmasıdır.

İç Konuşma: Anlatılmak istenenler kahramanın kendi ağzından, kafasından geçenler şeklinde okuyucuya verilir. Kahraman kendi kendine konuşur, düşünceler düzenlidir. Anlatıcı aradan çekilir.

Montaj: Başkasına ait bir sözü çeşitli nedenlerle olduğu gibi alıp eserinde kullanma tekniğidir:

Metinlerarasılık: İki ya da daha çok metin arasında bir alışveriş, bir tür konuşma ya da söyleşim biçimidir.

Kolaj: başka eserlerden alıntı

Pastiş: Bir yazarın dil ve anlatım özellikleri yönünden başka tür ve yazarları taklit etmesidir.

 Parodi: Başkasına ait ciddi bir sanat eserini eleştirmek onunla alay etmek amacıyla eseri yeniden kurgulamak, yazmak.

 

MODERN VE POSTMODERN YAZARLAR

Sait Faik Abasıyanık, Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Yusuf Atılgan, Adalet Ağaoğlu, Bilge Karasu, Attila İlhan, Ferit Edgü, Nezihe Meriç, Rasim Özdenören, Leyla Erbil, Nazlı Eray, Latife Tekin, Vüsat O. Bener, Pınar Kür, İnci Aral, Nazlı Eray, Ayla Kutlu, Füruzan, Selim İleri

 

 

OĞUZ ATAY

Modernizmin Türk edebiyatındaki öncü ismi kabul edilir.

Toplum kurallarıyla çatışan aydınların, bireylerin iç dünyalarını mizahtan yararlanarak modern anlatım tekniklerini kullanarak anlatmıştır.

Eserlerinde iç konuşma, bilinç akışı ve hayal-gerçek çatışmasının iç içe olduğu karmaşık bir anlatım ortaya koymuştur.

1970’te yazdığı ilk romanı Tutunamayanlar ile Türk edebiyatında modern ve postmodern tarzda eser veren ilk yazarımız olmuştur. (TRT Roman Ödülü)

Tutunamayanlar’da insanları ezen, yozlaştıran toplumsal düzen ve bu düzenin sahte değerleriyle uyuşmayarak sanata sığınan Selim Işık’ın intiharla sonuçlanan hayat hikâyesi ve Selim’in ölüm nedenini araştıran arkadaşı Turgut Özben’in ruhsal dünyası anlatılmıştır.

Tehlikeli Oyunlar romanında kurulu düzene ayak uyduramayan bir aydının (Hikmet) içine düştüğü bunalım sonucu intihar edişi anlatılır.

Bir Bilim Adamının Romanı biyografik bir romandır. Yazar bu romanında İTÜ İnşaat Fakültesinde hocası Prof. Dr. Mustafa İnan’ın hayatını anlatmıştır.

 

ESERLERİ

ROMAN: Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı, Tehlikeli Oyunlar

Hikâye: Korkuyu Beklerken

Oyun: Oyunlarla Yaşayanlar

 

YUSUF ATILGAN

Modernizmin önde gelen yazarlarındandır.

Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını işlemiştir.

Anayurt Oteli romanında Anadolu’nun bir kasabasında otel katipliği yapan Zebercet’in, otelde bir gece konaklayan esrarengiz bir kadın müşteriden sonra karmaşıklaşan duygu dünyası, buna bağlı olarak bunalıma girmesi ve intihar etmesi anlatılır.

Aylak Adam romanında toplumun belirlediği kuralların dışına çıkmanın, başa çıkması güç sonuçlar doğurabileceği konusu işlenmiştir. (Roman kahramanı Bay C)

 

ESERLERİ

Roman: Aylak Adam, Anayurt Oteli, Canistan (tamamlanamamış)

Hikâye: Bodur Minareden Öte, Eylemci

 

ORHAN PAMUK

Türk edebiyatının Nobel Ödüllü tek yazarıdır.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü 2006 yılında Kar romanıyla almıştır.

Eserlerinde işlediği temalar: Doğu-Batı çatışmasının sosyal ve siyasi yapımıza yansımaları, güncel, politik sorunlar, tarih ve bugün, kent insanının bireysel ve toplumsal sorunları, farklı yönleriyle İstanbul

Önce Karanlık ve Işık sonra Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlanan ilk romanında II. Abdülhamit Dönemi’nden başlayarak Türkiye’deki modernleşme hareketlerini, İstanbul’da yaşayan zengin bir ailenin, Cevdet Bey ve oğullarının, üç kuşaklık hikâyesini anlatır.

Sessiz Ev romanında Biri tarihçi, biri devrimci, biri de zengin olmayı kafasına koymuş üç torunun, 1980 yazında İstanbul'dan elli kilometre uzakta, Cennethisar'da yaşayan babaannelerinin konağında geçirdikleri bir haftada yaşanan olaylar anlatılır.

Tarihi bir roman olan Beyaz Kale’de 17. yy.da Venedikli bir kölenin Türklere esir düşmesi, daha sonra bir Osmanlı alimiyle tanışıp onun dostluğunu ve güvenini kazanarak ona danışman olması anlatılır.

Kara Kitap’ta Avukat Galip’in, kendisini terk eden karısını anlatması konu edilmiştir. Bu eser Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk mesnevisinin günümüze uyarlanmış şekli olarak kabul görülmektedir.

Yeni Hayat romanında üniversiteli bir genç olan Osman’ın, arkadaşı Canan’dan alıp okuduğu bir kitabın etkisinde kalarak daha önceki değerlerinden uzaklaşması, çevreye karşı duyarsızlaşmasını ve yolculuğa çıkması konu edilir.

Benim Adım Kırmızı romanında Osmanlı hat sanatının inceliklerini, Osmanlı ve İran nakkaşlarını, Batı dışındaki dünyanın görme ve resmetme biçimlerini bir aşk ve aile entrikasıyla ele almıştır.

İlk ve son siyasi romanım dediği Kar’da Kars’ta, siyasal İslamcılar, askerler, laikler, Kürt ve Türk milliyetçileri arasındaki şiddeti ve gerilimi bir aşk hikâyesi etrafında anlatır.

Masumiyet Müzesi; günlük hayat, resim, arkadaşlık, yalnızlık, mutluluk, gazeteler ve televizyon, aile gibi konuları barındıran romandır.

 

ESERLERİ

Roman: Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar, Masumiyet Müzesi, Kafamda Bir Tuhaflık, Kırmızı Saçlı Kadın

Anı: İstanbul: Hatıralar ve Şehir, Babamın Bavulu

 

ADALET AĞAOĞLU

Roman, anı deneme, tiyatro türlerinde eserler vermiştir. Daha çok roman ve öyküleriyle tanınmıştır.

Türkiye’nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir.

Kendine özgü anlatım biçimleri geliştirmiştir. Romanlarında klasik anlatım tekniklerinden uzaklaşmış, bilinç akışı, iç monolog, geriye dönüş gibi teknikleri kullanmıştır.

İlk romanı Ölmeye Yatmak’tır. Bu romanda otel odasında geçmişiyle hesaplaşan, akademisyen kimliğiyle bireysel istekleri arasında bocalayan Doçent Aysel’in yaşadığı yasak aşkın da etkisiyle intihara teşebbüsü anlatılır.

 

Dar Zamanlar  adı altında birbirinin devamı olan Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, ve Hayır romanlarıyla üçleme oluşturmuştur.

 

Bir Düğün Gecesi romanında 12 Mart 1971 sonrası dönemi, özellikle aydın çevresini işler. 1970’li yıllarda Türk toplumunun genel bir tablosunu çizer. Roman kahramanları Ömer, Ayşen ve Tezel’in kimlik sorununa eğilerek devrimci gençliğin temel  değerler karşısındaki  yanlış tutumunu eleştirir.

Hayır romanında 12 Eylül 1980 sonrasındaki olaylar Aysel’in bilinç akışı, geriye dönüş ve çağrışım yoluyla verilir.

Fikrimin İnce Gülü’nde Almanya’da çalışan Bayram adlı bir Türk işçisinin çalışma koşullarını ve Türkiye’ye dönüşünü anlatır.

 

ESERLERİ

Roman: Ölmeye Yatmak, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Hayır, Yaz Sonu, Üç Beş Kişi, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı

Hikâye: Yüksek Gerilim, Sessizliğin İlk Sesi, Hadi Gidelim, Hayatı Savunma Biçimleri

Anı: Göç Temizliği, Gece Hayatım

Günlük: Damla Damla Günler

Deneme: Geçerken, Karşılaşmalar, Başka Karşılaşmalar

Tiyatro: Yaşamak, Evcilik Oyunu, Sınırlarda, Çatıdaki Çatlak, Tombala, …

 

RASİM ÖZDENÖREN

Hikâye ve deneme alanında döneminin usta yazarları arasında yer alır.

Eserlerinde genellikle toplumdaki değişme ve çözülmenin sebep ve sonuçlarını ortaya koyan durumları anlatmıştır.

Kültürel yabancılaşma, aile çözülmeleri ve bunalımlar onun eserlerindeki önemli konulardır.

Dinî duyarlılığını eserlerine yansıtmış, insanı ve insan ruhunu anlatmıştır.

İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman inandığı İslami değerleri okuyucusuna dayatmamış, hikayenin içinde eritmiştir.

Gül Yetiştiren adam romanında Batılılaşma sürecinden sonra ortaya çıkan yeni durum karşısında insanımızın aldığı tavrı konu edinmiştir.

Çok Sesli Ölüm ve Çözülme adlı hikâyeleri aynı isimlerle TV filmi yapılmıştır.

Yedi Güzel Adam’dan biridir.

ESERLERİ:

ROMAN: Gül Yetiştiren Adam

Hikâye: Hastalar ve Işıklar, Çözülme, Çok Sesli Ölüm, Çarpılmışlar, Denize Açılan Kapı, Kuyu, Ansızın Yola Çıkmak, Hışırtı

Deneme: Yaşadığımız Günler, Kafa Karıştıran Kelimeler, Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı, Müslümanca Yaşamak…

 

BİLGE KARASU

Bireyin içsel sorunlarına eğilen, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır.

Eserlerinde sevgi, dostluk, baskı, tutku, korku, yalnızlık, ölüm, başkaldırma, boyun eğme, inanç çatışması gibi kavramları imgesel bir dille anlatmıştır.

Kapalı bir anlatıma sahip postmodern bir eser olan Gece adlı romanıyla 10 yılda bir verilen Pegasus Ödülü’nü kazanan tek Türk yazardır. Gece, düş ile gerçeğin bir arada olduğu, eylemden çok düşüncenin verildiği bir eserdir.

Kılavuz, polisye ve fantastik unsurların kullanıldığı üstkurmaca bir romandır.

Troya’da Ölüm Vardı hikaye kitabında cinsellik üzerinde durulmuştur.

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı adlı hikayesinde kendi içine bir yolculuk yaparak okuyucuyla birlikte inanç sorgulaması yapmıştır.

Göçmüş Kediler Bahçesi hikâye kitabında korkular ve acılar içinde bunalan eserin kahramanını, masalların gizemli dünyasında yücelterek yeniden var olmanın hazzını ve yolunu sezdirmektedir.

ESERLERİ

Eserleri: Roman: Gece, Kılavuz

Öykü: Troya'da Ölüm Vardı, Uzun Sürmüş Bir Güzün Akşamı, Göçmüş Kediler Bahçesi, Kısmet Büfesi, Lağımlararası ya da Beyoğlu

Deneme: Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Narla İncire Gazel, Altı Ay Bir Gün

 

NEZİHE MERİÇ

Türk edebiyatının önemli kadın hikâye yazarlarındandır.

Eserlerinde 1970’li yılların siyasi olaylarını, kadını ve çocuk sorunlarını, kadının toplumdaki yerini işlemiştir.

Postmodernizm ve varoluşçuluk akımlarından etkilenmiştir.

Korsan Çıkmazı (TDK Roman Ödülü)romanında birlikte büyümüş ve Korsan Çıkmazı adlı sokakta oturan Meli ve Berni adlarındaki iki kadın arkadaşın duygularını, geçmişlerini bilinçaltı, iç konuşma, iç gözlem yöntemleriyle anlatır.

ESERLERİ

Roman: Korsan Çıkmazı, Boşlukta Mavi

Hikaye: Bozbulanık, Topal Koşma, Menekşeli Bilinç, Dumanaltı, Bir Kara Derin Kuyu, Yandırma, Gülün İçinde Bülbül Sesi Var

Tiyatro: Sular Aydınlanıyordu, Sevdican, Çin Sabahta

Anı: Çavlanın İçinde Sessizce

Çocuk Kitapları: Alagün Çocukları, Küçük Bir Kız Tanıyorum dizisi (7 kitap), Dur Dünya Çocuktan Bekle, Ahmet Adında Bir Çocuk

 

İNCİ ARAL (1944- )

Öykü ve romanlarında genellikle kadın erkek ilişkilerini, sevgiyi, kadının kimliğini, bağlılık ve özgürlük sorunlarını ele almıştır.

Sosyal, siyasi, ailevi, çeşitli olayları postmodern bir yaklaşımla ele almıştır.

İç konuşma tekniği, ustaca kurulmuş denge, dille oynamalar, geriye dönüşlerle sağlanan hareketlilik ve yakınlık romanlarına akıcılık kazandıran unsurlardır.

Yeşil, Mor, Safran Sarı romanlarını Yeni Yalan Zamanlar başlığıyla üçleme haline getirmiştir.

İlk romanı "Ölü Erkek Kuşlar" ve "Yeni Yalan Zamanlar"da kadın duyarlılığını, kadın kimliğini geleneksel ahlaki değerler karşısındaki özgürlük sorunlarını ve erkeklerle olan ilişkilerini yalın, akıcı ve şiirsel bir üslupla anlatmıştır.

ESERLERİ:

Roman: Ölü Erkek Kuşlar, Yeni Yalan Zamanlar, Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm, İçimden Kuşlar Göçüyor, Mor, Taş ve Ten, Safran Sarı, Sadakat, Şarkını Söylediğin Zaman

Hikâye: Ağda Zamanı, Kıran Resimleri, Uykusuzlar, Sevginin Eşsiz Kışı, Gölgede Kırk Derece, Ruhumu Öpmeyi Unuttun, Unutmak, Anılar İzler Tutkular

 

FÜRUZAN (1935 - )

Asıl adı Feruz Çerçi’dir. Sadece ilkokul eğitimi alabilmiştir

Eserlerinde huzursuz burjuva ailelerini, yurt özlemi çeken ve gittikleri yerlere uyum sağlayamayan göçmenlerin yaşamını, yoksulluk içinde yaşama savaşı veren ve sahip oldukları tek şeyin sevgi olduğu yalnız kadınları ve küçük çocukların dramlarını anlatmıştır.

Öykülerinde bir gözlem zenginliği ve ayrıntı ustalığı, yaşanmışlıktan gelen inandırıcılık, bir insan sıcaklığı olduğu söylenmiştir.

"Anne"yi hayata açılan bir kapı olarak gören yazar, eserlerinde özellikle aile sorunlarını anlatmıştır. Genellikle uzun ve ayrıntılı bir anlatımı vardır.

Eserlerinde olaydan çok betimleme ve çözümlemelere yer vermiştir.

"Parasız Yatılı" adlı eseriyle Sait Faik ödülünü almıştır.

47’liler romanında Türkiye tarihine 68’liler olarak geçmiş devrimci ve isyancı bir kuşak olan 1947 doğumluların hikâyesini anlatmıştır.

 

Eserleri: Roman: 47'liler, Berlin'in Nar Çiçeği

Hikâye: Parasız Yatılı, Kuşatma, Benim Sinemalarım, Gecenin Öteki Yüzü, Gül Mevsimidir

Oyun: Redife’ye Güzelleme, Kış Gelmeden

Gezi ve Röportaj: Yeni Konuklar, Balkan Yolcusu, Ev Sahipleri

Şiir: Lodoslar Kenti

 

Vüs’at O.Bener

Daha çok öyküleriyle tanınmıştır.

Hikâyelerinde gerçekliği soyutlayarak anlatmıştır.

Eserlerinde ölüm teması önemli bir yer tutar.

 

Eserleri:

Roman: Buzul Çağının Virüsü, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları

Hikâye: Dost, Yaşamasız, Siyah-Beyaz, Mızıkalı Yürüyüş, Kara Tren, Kapan

Oyun: Ihlamur Ağacı, İpin Ucu

 

FERİT EDGÜ

Hikâye ve romanları ile tanınmıştır.

Eserlerinde gerçeklikten kaçan, çevresiyle uyum sağlayamayan bireylerin iç dünyalarını, bunalımlarını, iletişimsizliklerini yazmıştır.

Eserleri:

Roman: O/Hakkari’de Bir Mevsim, Kimse, Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı

Hikâye: Kaçkınlar, Bozgun, Av, Bir Gemide, Çığlık, Binbir Hece, Doğu Öyküler, İşte Deniz, Maria, Do Sesi, Avara Kasnak, Nijinski Öyküler, Yaralı Zaman

Deneme: Ders Notları, Yazmak Eylem, Şimdi Saat Kaç

Anı: Görsel Yolculuklar

 

 

NAZLI ERAY

Edebiyat dünyasına on altı yaşında yazdığı Mösyö Hristo isimli öyküyle  başlamıştır.

Büyülü gerçekçilik akımının Türk edebiyatındaki önemli temsilcilerindendir. (Büyülü gerçekçilik, normal ya da gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli ve mantık dışı öğeleri içeren sanat akımı)

Hayalle gerçeğin, yaşananla, tasarlananın iç içe geçtiği öykü ve romanları zengin bir hayal gücünün ürünüdür.

İmparator Çay Bahçesi ve Aşkı Giyinen Adam’da okuru hayal ile gerçeğin kesiştiği birbirinden tamamen farklı mekanlarda, düş ülkelerinin sisli ve gizemli labirentlerinde dolaştırarak varlık sorununu ve ötesini sorgular.

Arzu Sapağında İnecek Var romanı postmodern ve fantastik unsurlarla yüklüdür.  Romanda Nazlı Eray ve erkek arkadaşının zaman ve mekanda geçmişe ve geleceğe yaptıkları yolculuları anlatır.

Aşkı Giyinen Adam’da tarot kartları aracılığıyla gerçeküstü gerçekçiliğin farklı bir yansımasını sunar.

Ayışığı Sofrası romanında bundan yaklaşık iki bin yıl önce bir mağarada yaşayan “Yedi Uyuyanlar”ı günümüz Ankara’sına taşır

 

ESERLERİ

Roman: Aşkı Giyinen Adam, Pasifik Günleri, Orphee, Yıldızlar Mektup Yazar, Arzu Sapağında İnecek Var, Ay Falcısı, İmparator Çay Bahçesi, Deniz Kenarında Pazartesi, Uyku İstasyonu, Örümceğin Kitabı, Aşık Papağan Barı, Ayışığı Sofrası, Sis Kelebekleri

Hikâye: Ah Bayım Vah Bayım, Geceyi Tanıdım, Kız Öpme Kuyruğu, Hazır Dünya, Eski Gece Parçaları, Yoldan Geçen Öyküler, Aşk Artık Burada Oturmuyor, Kuş Kafesindeki Tenor, El Yazması Rüyalar, Beyoğlu’nda Gezersin

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile